Bu sessizliğe içim sızlıyor
Bu sessizliğe içim sızlıyor
12 Ekim 2009 Pazartesi 13:43
zekicelik@hotmail.com
Uşaksporsuz günler geçmiyor. Geçiyor gibi görünse de derinlerde o acı hep duruyor. Dile kolay, benim en az 25-30 yılım onunla geçti, bizden büyüklerinse 40 seneleri. Hani hayatınızda bazı insanlarla veya olaylarla karşılaşırsınız, onlarla zaman da geçirirsiniz ama araya bir ayrılık girer, sonra bir bakmışsınız ismini zor hatırlar olursunuz. Ama bazıları da vardır ki unutulmaz! O yanınızdayken mutlu ve huzurlusunuzdur, o yokken hasret ve acı içinde. Uşakspor da bizim için öyle işte. Artık Pazar günleri de yok diğer günler de. Yaz aylarında da yok kış aylarında da. Yenmek de yok yenilmek de. Hani futboldu bu? Hani yenmek de vardı yenilmek de?
Bırakın Süper ligi, 1.ligi, 2.ligi veya 3.ligi, amatörde bile yok artık Uşakspor. Pazar günleri yapılan belediye anonslarında da yok artık. Artık amatör küme maçlarının anonsları yankılanıyor hoparlörlerde. Artık 1 Eylül stadının çimleri kuşlara emanet. Bomboş, sessiz ve hüzün dolu. Geçenlerde stadın tam karşısındaki bir evdeyken stada bakarken daldım gittim geçmişe. Babamın elimden tutup götürdüğü ilk maçlar geldi aklıma. Paşa Hüseyinler, İrfanlar canlandı gözümde. Sonra Arpacılar, Özcan?lar, Üstünler geldi aklıma hatta Balıkçı Cengiz?in taklasını gördüm bir an attığı golden sonra. Çocukluğumuzda Cengiz gol atsa da taklasını görsek diye beklerdik. Hatta o kadar ki bizim takımdan başkası gol attı mı çok sevinmez belki de üzülürdük. Pazar sabahı erken kalkar evdeki gazeteleri ve dergileri keserek konfeti yapardık Uşakspor?umuz sahaya çıkınca atmak için. Hep 3. ligdeydik o zamanlar ama mutluyduk. Kırmızı-siyah formalarını giyip göğsünde Uşakspor armasıyla 1 Eylül stadına çıkan bir takım vardı, şehrimizin adını taşıyan, içerde dışarıda bizi temsil eden bir takımımız vardı çünkü. Arkasından deplasmana gideceğimiz bir takımımız vardı. Bazen cumartesi geceden çıkardık yollara bazen de pazar erken saatte. Ama ne olursa olsun 1 otobüs de olsa giderdi takımımızın peşinden. Kimi zaman şampiyon döndük Eskişehir?deki gibi, kimi zaman küme düşerek döndük Bergama?daki gibi. Afyon?un kaymağına, Kütahya?nın çinisine, Soma?nın kömürüne şampiyon Uşak diye yazdırmadık mı hep beraber? Hele son 10 yılda başarıdan başarıya koşmadık mı? 21 puan farkla şampiyon olup 2. Ligin statüsünü değiştirtmedik mi? Hıncal Uluç?ların, Rıdvan Dilmen?lerin övgülerini duymadık mı? Aşigonun sevgisini göstermedik mi herkese. Daha neler neler yaşamadık mı kırmızı siyah bayrakların altında? Yağmurda, çamurda?
Sonra kara bulutlar çöktü üzerimize. Futbolun, sporun bir şehir için, o şehrin genci yaşlısı insanları için önemini kavrayamayan yöneticiler geldi başımıza. Kendisinden yardım istemeye gelen yöneticilere ? Bırakın Uşakspor?u, hayır işleri yapın? diyen kongrede adı okunmadı diye yıllarca Uşakspor?a küsen belediye başkanlarımız, Uşakspor bir cenazedir, gelin bunu kaldıralım diyen valilerimiz oldu. Böyle düşünceler olunca da Uşakspor emin olmayan kişilerin eline düştü adeta bir oyuncak oldu.
Mutlaka şehrimizin adını taşıyan tek profesyonel takımımızın bu hallere düşmesinden rahatsız olan büyük bir çoğunluğun olduğu gibi Uşakspor?u hep yük gibi gören ve bu yükten kurtulduklarını düşünenler de vardır. Böyle düşünenlere kına göndermek gerekir belki ama bu Uşakspor?un bittiğinin bizim tarafımızdan da yani aşigolar tarafından da kabulü demektir ki, bunu asla ve asla kabul edemeyiz. 42 yıllık bir çınar birkaç yılda yok olmaz. Biz şartlar elverdiğinde Uşakspor?umuzun adeta tekrar doğacağına ve bunun daha sağlam temellerde olacağına inanıyor ve güveniyoruz. Bayraklarımız, kaşkollarımızı, şapkalarımızı atmadık hepsini dolabımızın en güzel köşesinde bekletiyoruz. Çünkü biliyoruz ki güzel günler göreceğiz güneşli günler. Belki bir açılım da Uşakspor için yapılır, belli mi olur!
Haydi Uşak, içindeki sevgiyi haykır..
aş aş aş ki ki ki, aşki aşki aş?
Zeki ÇELİK