Gurbet Çocuğu “bir” Aşigo

Tek başıma İzmir Atatürk Stadyumunu Aşigo diye inlettim…Maç İzmirsporlaydı,Aşigom bir kez daha İzmir’e gelecekti.Maçın ilk önce Alsancak’ta oynanacağını düşünmüştüm tıpkı Eylülün sonunda 4 tane Göztepeli kardeşim ile ki bunlar stadta tanıştığım Uşakspor için Alsancağı inleten delikanlı kişilerdi,toplam 10 kişiyle oruçlu oruçlu boğazımız yırtılırcasına bağırdığımız son dk. yediğimiz golle 1-1 berabere kaldığımız o müthiş maç gibi yine Alsancak’ta harika bir maç beni bekliyor diye ümit ederken maçın İzmir Atatürk’te oynanacağını öğrendim ve çıktım yola Bornova’dan boynumda Uşakspor atkısıyla.

Geldim stada gişelere gittim,rakip takım biletleri Mersinli tarafındaki kale arkasında satılıyormuş stadı boydan boya bilet almak için turladım.Gişeye geldim kimsecikler yok!Sonra diğer gişeye gittim orda Allah’tan vardı görevli=)Sabahtan beri ilk bileti benim aldığımı söyledi,ben tabi Aşigoları bir otobüs dolusu olmasa da bir kaç grup taksiyle geleceğini düşünürken,Uşakspor takım otobüsü dışında hiç bir Uşakspor burda diyen bir belirti yoktu stad çevresinde):Neyse sonra girdim içeri,polisler eğer sende gelmeseydin kapıları kapatacaktık dediler!Ben’de biz öyle bir aşkla bağlıyız ki Uşağımıza her bitti denilen yerde küllerimizden yeniden doğup AŞ Kİ AŞ Kİ AŞ demesini biliriz dedim ve çıktım tribünlere.

Ertesi gün gazeteden öğrendiğime göre kapalıdaki biletli İzmirspor taraftarı da 74 kişiymiş ki bu sadece biletli olan kişi sayısı en az 150 kişi vardı kapalıda Şimşek taraftarı!Ben ilk girişimle beraber Mersinli kale arkasına bu skorbortun karşısındaki tribün oluyor neyse tribündeki polislerde şaşırıyor bir kişi görünce karşılarında!Sağımda ve solumda en az 50′şer kişilik aşağıdan yukarı doğru yan yana 2′şerli polisler oturuyor.Ben ise tam aralarındayım…

Birden beyaz formalarıyla çıkıyor Uşağın 11 delikanlısı,Ben artık yerimde duramıyorum onlar çıkınca sahaya Uşağın kokusunu duymaya başlıyorum buram buram içimde…Ve başlıyoruz Şanlı İstiklal Marşımzı okumaya,ben ise açıyorum tek başıma Uşakspor atkısını yüreğimden okuyorum şanlı İstiklal Marşımızı…Marş bitiyor ve beni selamlıyor beyaz formalı altın yürekli 11 delikanlı,ben aslında orda sadece bir simgeyim onlar takımı için canını verecek asaleti mazisinden belli olan AŞİGOLAR’ı selamlıyorlar,İzmir Atatürk’te.İşte maçın ilk 11′ide şöyle;Kalede Gökhan Arif,Muzaffer,Ufuk,40 Yaşındaki Delikanlı Kaptan Ekrem,Çağatay,Gökhan Şekertemel,Kadir Nergis,Alpaslan,Bombacı Veli,Selim ve Kayahan sonradan oyuna Ufuğun yerine Kadir,Selimin yerine Burhan,Kayahanın yerinede İbrahim girdi.Maçın ilk düdüğü çaldı ve ilk 5dk. fena oynamamıştık ama 7.dk’da top ağlarımıza gitti.Olsun sorun değil atabiliriz dedim kendi kendime ve devam ettim elimdeki kırmızı siyah filamayı bağıra bağıra sallayarak,çıldırt bizi delirt bizi Uşağım bu stadı başlarına yıkalım diye…Aşigom fena top oynamıyor hemde ligten düşmesi kesinleşmiş bir takım için hiç de fena oynamıyor ama 33′de tam gol için gittiğimiz dakikalarda durum 2-0 oluyor…Olsun şampiyonluklar için sevmedik ki seni Uşağım diye deli gibi devam ediyorum bağırmaya…Ve devre bitiyor 2-0…

Devre arası bir polis abi Uşaktan mı geldin diye yanıma oturup başlıyor sohbete.Uşağın aslında sana bir ödül vermesi lazım diye takılıyor birazda…Bende ee o zaman aşkın bir anlamı kalırmı.Karşılık beklemek,menfaat için bir şeyler yapmak bu renklere olan aşkımızı lekelemez mi?Bizim sevdamız karşılıksız be abi ölesiye diyorum…O’da Uşak Ulubeyliymiş görev için İzmir’de yaşıyormuş,,,neyse bende Uşaktanmı geldin diye başladığı ilk sorusunu,hayır Bornova’dan geldim sevdam için buraya diyip cevaplıyorum.Soruyor sonra sen Uşağın neresindensin,ailenlemi yaşıyosun,kaç yaşındasın filan diye..Bende Uşağın Karahallı ilçesindenim dememle beraber,,,evet biliyorum orayı çok güzel bir yer Çılandıraz diye tarihi bir köprüsü ve şelalesi var dimi diyor,,,evet çok hoş bir yer,saklı bir cennet sanki Karahallı ve Çılandıraz diyorum…Burda ailemle yaşadığımı,okuduğumu 18 yaşında olduğumu filan söyleyip sorularını cevaplıyorum…Daha sonra 2.yarı başlamak üzere diyip yanımdan ayrılıyor toprağım.

Yine mahşerin 11 atlısı gibi çıkıyor beyazlar içinde Uşağım yerin altından!Takımda her ne olursa olsun,her ne kadar kötü durumda olursak olalım bir inanç hakim 40 yaşına merdiven dayamış yaşlı kurt kaptan Ekrem takımı alkışlayarak motive etmeye çalışıyor,ardındanda 2.yarı başlıyor…Güneş’te iyiden iyiye kavurmaya başlıyor beni 2.yarıyla birlikte.Kapalıdaki gölgenin rahatlığıyla beraber iyice mayışmış olan İzmirspor taraftarı benim güneşin altında sesim kısılırcasına sanki takımım öndeymiş gibi bağırmamı ilginç karşılıyorlar.Onlara doğru her baktığımda bazılarının bana doğru garip garip baktıklarını görüyorum.Ben ise şaşkınım tabi,ya bunlar aşkın ne olduğunu bilmiyorlar yada beni deli sanıyorlar diye.Onlar eminimki aşkın ne olduğunu,cefa çekmenin nasıl birşey olduğunu bilmiyorlar…Tribünde bunları yaşarken ben,sahadaki 11 beyaz formalı prens ise gol atmak için iyice baskı altına alıyor Şimşeklerin kalesini,Şimşek gibi saldırıyor…Biz oynarken,biz baskı altına almışken,biz gol için saldırırken,gol bir kez daha onlardan geliyor!Dk:58;3-0…Boğazım artık kurudu bağırmaktan,ellerim yoruldu atkıyı sallamaktan ama işte aşk böyle birşeydi en zor anında bile yılmadan gerektiğinde ölebilmekti.Ben yine yılmadım.Tamam maçı kaybedebiliriz ki biz ne maçlar kazanıp bir ligin açık ara şampiyon olupta ertesi yılı şeklini değiştiren asil bir takımın asil taraftarıydık…

Yenilsende yensende taraftarın senle iyi günde kötü günde diye ses tellerimde kalan son sözcükleride bitirmeye çalışıyordum ki 88.dk’da durum 4-0 oldu…Ve uzatmaların ardından tek başına olupta bir zamanların 80.Bin kişilik İzmirin gözbebeği büyük Atamızın ismini taşıyan Atatürk stadında hakemin son düdüğüyle beraber tribünü yavaş yavaş terketmeye başladım…Polisler hemen çıkmamı yoksa İzmirspor taraftarının çıkmasını bekliyeceğimi,atkımıda gömleğimin içine saklamamı söylediler…Ben ise iyice kısılmış olan sesimle beraber kurumuş olan dudaklarımdan son cümleleri polise söylüyordum…Gelecekse ölüm aşkım için gelsin diye,saklamamı istediği atkıyıda boynuma sıkı sıkı dolayıp ve göğsümü de gere gere yürüyerek takımımın çıkacağı kapıya doğru gittim…Göğsümü gere gere yürümemin sebebi maçı kazandığımız için değildiki!Uşak’lı olmadıktan sonra kimseye nasip olmıcak olan Aşigo’luk içindi…

Çıkış kapısında Uşak’tan İzmirspor’a kiralanmış benim için hep bir yıldız olan GürsoyTuran abiyi gördüm…O’da kaptan Ekrem gibi 40′ına merdiven dayamıştı ama uzun saçları kirli sakalıyla hala ve herzamanki gibi karizmaydı…Polis barikatının arkasında birisiyle sohbet ediyordu,daha önce sadece sahada ve tv’de gördüğüm Gürsoy abim,Gürsoy abi dememle beraber barikatın arkasından sohbetini bırakıp yanıma geldi ve ben çok heyecanlanmıştım.O gelirken elimi uzatsam tokalaşırmı acaba diye düşünürken yanıma gelip Uşakspor taraftarını özlemişcesine benimle tokalaşıp sarıldı…Hayatımda belkide hiç unutamıyacağım bi anı yaşadım…Sadece sahada ve tv’de gördüğüm GÜRSOY TURAN ben tokalaşır mı diye düşünürken o ise bana sarıldı harika bişeydi bu benim için…Biraz sohbet ettik o zaman için Uşakspor’a tekrar dönermisin diye bi soru sorduğumda,1 Eylülü o dolu tribünleri çok özlediğini anlattı ama artık herşeyin o zamanki yönetimde biteceğinden filan bahsetti ve ardından gelen takım otobüsüne geç kalmayım diyip sohbeti bitirirken şu son cümleyi sarf etti…Senin gibi taraftarları oldukça bu klübün asla sırtının yere gelmiyeceğini gözlerimin içine bakarak söyledi ve tekrar son bir sarılışla beraber otobüse binip gitti…

Bu arada Uşağın kederli delikanlılarıda yavaş yavaş çıkıp 64 plakalı yeşil renkli takım otobüsüne binmeye başladı.Ben ise bağırmaktan iyice kısılan sesimle her futbolcuya AŞİGOLAR sizi şampiyonluklar için sevmediki,biz küllerimizden yeniden doğmasınıda biliriz 3.Ligten geldik yine geliriz buralara yine çıkarız Alsancağı,Atatürk’ü yine inletiriz İzmiri aş aş aş ki ki ki aş ki aş ki AŞK diye bağırıp yerinden oynatırız yeterki siz bu formanın değerini ve anlamını asla unutmayın dedim Uşağın kederli delikanlılarına…Futbolcuların hepsi binmişti otobüse ve hareket etmeye başladı yolların yeşil renkli 64′ü!Bende son bir görevimide yerine getireyim diyip Atatürk Stadyumunun kapısına koştum.

Otobüs çıkarken el salladım futbolculara,kırmızı siyah atkımdaki Uşakspor amplemini öperek,işte bu KIRMIZISI KANIMIZ,,,SİYAĞI SEVDAMIZ olan son mesajı onlara gönderdim.Bu mesajı hepsinin iliklerinde hissettirebildiysem ne mutlu bana…İşte aşk böyle birşey cefa çekmeden,,,sefa çekilmeyen engebeli bir yol…Bu müthiş maç her ne kadar mağlup olsakta çok güzel bir şekilde geçti başımdan.İsmim Fatih Uysal şimdi 19 yaşındayım ve öğrenciyim sınıfta kimse bana ismimle hitap etmiyor herkes AŞİGO diye sesleniyor=)Uşağımın bu yıl İzmir’de ne yazıkki hiç bir maçı yok çünkü 3.Lig 3.Grupta,2.Grupta olsaydı Göztepe,İzmirspor,Menemenspor ve Torbalıspor ile oynuyacağı maçlara giderdim…Ama zaman zaman Uşağa gelip Aşigo’mla hasret giderebilirim ALLAH nasip ederse…Neyse işte bunlar gelip geçti başımdan çok güzel bir anı kaldı bu benim için,bir zamanların 80.Bin kişilik İzmir Atatürk Stadyumunu AŞİGO diye inletmek sanırım herkese nasip olmaz…Biz Asfalt Yollardan Şampiyonluklara Ulaşmadık,,,Taşlı Yollardan Emeğimizle Gelip Aşigonun Nasıl Bir AŞK Olduğunu Herkese Gösterdik ve Şampiyonluklar Yaşadık…AŞİGOLAR…64 GENÇLİK…gurbet çocuğu AŞİGO…

29 Ağustos 2008'den beri